7 Aralık 2009

17 Kasım 2009 03:33

kamburum çıkmış ileri geri sallanırken, almanyadaki öğrenci odasında bilgisayarının başına oturmuş kahvesini yudumlayan o yalnız insanın hüzünlü şarkıları geliyor aklıma..
kalemim bitmiş, nezih'e gitmem gerek.
birden ne kadar parasız olduğumu düşünüyorum. ah şu hesapsızlığım.
iki-üç haftada bir iki kuruş kazaniym diye neler yaptım halbuki... "evet şimdi herkesi piste alıyoruz, çiftimizi de alalım lütfen. evet sıradaki şarkımız fly me to the moon". kayıt masaları, tıkışık odada acı sos eşlikli "burger" tıkınmaları, duyulmayan anonslar, askıntılar, ezberlenmesi gereken onlarca şarkı, daha önce adını bile duymadığın tunuslu bilmem ne mihmandarlığı. yine de karma felsefesine inanası geliyo insanın. hızır gibi yetişti şu işler.
derken o geliyor aklıma. yüzeyselliği..
hayatının merkezine koyduğu şey, tüm objektifliğime rağmen, saygı duyabileceğim bi şey değil. on puan kırmışlar, oğ may gad! ben de senden on puan kırıyorum beybi.
ortasını bulmaya çalıştığımız kesişen şu iki yolda, doğru patikayı bulma konusunda epic fail yaşadık ne yazık ki.
konuşasım da yok işin kötüsü. o da konuşmazsa bizim pamuk iplikleri çözülecek, şuraya yazıyorum..
sırtım ağrıyor. kamburunu çıkararak oturursan olacağı bu.
of hayat of
serdar ortaç kişisinin de dediği gibi insanı baya yoruyosun.
şu an uyuyamıyosam ve düşünmekten başım çatlıyosa müsebbibi sensin.

yarın çiğ köfte+bira ilaç gibi gelecek.
benim yerime çalışsınlar sınava, anlatsınlar sonra bana.

hayal kurmayı bu kadar seviyosam nedeni tembelliğimdir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder