1 Mart 2010

şu an notre dame'ın kamburuna dönmüş olsam da dediğimi yaptım, yaptııım evet!


nasıl iyi yazmanın şartlarından biri her gün küçük de olsa bişiler karalamaksa, günün birinde kayda değer bestelere sahip olabilmek için de her gün küçük küçük bişeler üretmiş olman gerekirmiş, önemli olan süreklilikmiş..
bu da bugünün meyvesi:
(evet adı hüsnü ve evdeki klavyede çalınıp laptopın dandik mikrofonuyla kaydedildi.)


sabahtan akşama kadar uğraşıp da istediğim gibi kayıt yapamamak ve armoni bilgisi eksikliğinden halledilemeyen çakışık sesler deli ediyo beni. müzik okumak iyice aklıma yatmaya başladı. çagomun ardından avusturya'ya ya da şinasi gibi hollanda'ya gidicem belki. ama önce ankara'da isim yapılıp para biriktirilcek :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder