açtım yazıyorum. yazmamıştım çoktandır. içimi dökmemiştim çünkü düşünmedim hiç, yaşayıp gidiyordu ben de karışmadım.
hayat enerjisi denen şey senin elinde, istersen aç düğmeni istersen kapa ve öl. düşünerek öldür kendini ama biliyorsun ki bu en kolay olanı.
ötekisi de baya zor, onu da biliyosun. büyüme sancılarını çektin bitti sanmıştın seneler önce halbuki o sancılar kendi ayaklarının üzerinde durmaya başladın mı arttı asıl. gözlerinin altına çöken bi umutsuzluk ve bıkkınlık var, aslında gözlerin çökmese de, yaşlı hissettiren..
çalışmak, plan yapmak, hayatını düzene sokmak. bunlar artık tamamen senin elinde. öğretmenlerin yok artık, ödevlerin de. hayat ödev vermiyor. hayat acımasız. seni sözlüye çektiğinde hazırlıklı değilsen eğer basıyor sıfırı.
bi gün varsın bi gün yoksunu çok iyi farkettiriyor sana, kimi zaman etrafındakilere kimi zaman da sana zarar vererek. dün gördün hastanedeki güzelim arkadaşını. kan yoktu ki veresin.
bir süredir yorgun uyanıyorum hep, ellerimin dermanı yok bacaklarım hissiz, sırtım ağrılı. öyle bir uyuşukluk var ki yataktan bile çıkamıyorum, gözlerim açık tavana bakıyorum. birkaç formülüm var ama bu döngüyü kırmak için. geceden yatağın kenarına bırakılmış laptopı açıp maillere bakmak, bir de cımbızımla aynamı çıkarıp kaş yolmak.
ancak böyle uyanabiliyorum. yani beynimi uyuşturduğum zaman.
acaba kendi evime taşınsam da bu kadar aciz olur muyum? hep ailemle yaşamanın getirdiği bişe olduğunu hissediyorum bu ataletin. güney afrika'da böyle miydim?
evim olsun arabam olsun, artık düzenli sahnelerim olsun. evet normal insanlarınkinden farklı da olsa bi düzenim olsun. az uyuyim az rüya göriym daha az konuşup daha çok çalışiym.
olsun bunlar artık
lütfen
kafamın içini şu örümcek ağlarından bir kurtarabilsem...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder