3 Ekim 2010

aklıma bi dünya şey geliyo, yazasım da oluyo ama heyhat,burası için feyk hesabımı açıp kapatıp loading zart zurtunu beklemeye çok fena üşeniyorum.

29 Eylül 2010

Love is a Delusion

bi nevi sabuklama...


burayı da iyice twittera çevirdim.

17 Eylül 2010

bugün rüyamda mimarisi çok eski ama içi mint kondisyonda harika bi eve taşınıyodum.
rüya devam eder yada olur ya aynı rüyayı bi daha görürüm diye 3 saat uğraştım.
nafile..

4 Eylül 2010

balığımı klozete attım ve sifonu çektim bugün.
kimbilir hangi denizde şimdi..

31 Ağustos 2010

it's been almost 6 months we're together, right?
when i look back i see; coming together, having dinner, talking about your "..." and sometimes having sex. ok, this sounds harsh but it is true. we do nothing more. i don't say those things we do are ordinary, they were always special because i was with you..

this is my most special relationship, right. but what is this unhappiness, why am i unhappy? i had to ask this question to myself and i found the answer.
do you remember,ever, going to the cinema together, going on a picnic, celebrating our monthiversary with a dinner or something,lying on the grass and leaving the world behind, just being happy to be together, doing anything not ordinary??
i was ready to do anything of this kind but i've never seen the will in you. i think that's why the voice in my head tells me not to believe the things you say.
you're devoted, you're passionate about your work but i really wonder how you would feel if i were you and you were me. being with a man with only his work on his mind.

i'm really sad that you don't want to spend more time with me..
if you think you have to practice "..", this idea itself is enough to wake you up at 6am but for example; we come together, have dinner and when we're done eating, the conversation continues for at most an hour. then comes your most common sentence:
"ok güzelim, i have to go now"
no actually you don't have to go.
how many times you didn't realise that sad look on my face when you said this..
when you want, i spend the night for which i dare to tell a hundred lies to my family, with you .
to me "love" is this: not telling that you do but do showing it.
you doubt my love. great.
go back and look at yourself please. i'm trying to be mature here but i can't hold my tears now .
you don't want to meet me because you think your precious ego is not ready to hear an accusation. and then you say you doubt my love. this is your problem: contradiction.
the things you say and you do are not consistent.
you said you missed me a lot in "..." , you said you were gonna go crazy because of jealousy. where is it now? the last time we met. when was it, i really don't remember. i couldn't see any of those feelings there. that's why i have doubts believing you.
and going back to that day, i could find more things to talk with a friend i haven't seen for that long.
it is not the only time this happens. if it was, i would really try to ignore it but i'm at a point that i can't ignore anything more..

when i speak to a friend, if i feel she doesn't listen to me i shut up and never attempt to speak about myself again. respect is the most important thing in my life and i'm too sensitive about it. i show respect to the people that i love, and care about them, listen to them, try to solve their problems like they are my own problems.
i've always had problems expressing myself, that's why i couldn't finish writing this message for about an hour. i'm really fragile inside, i tried to fix it but i can't.. you seem to care about the things people say about you and i care about the things my beloved ones do and say. actually i exaggerate, think over and over till i make myself sick. but yes for the moment you are the center of my life and being ignored by you makes me sad, miserable, pessimistic...
i can't change the way you are but if you don't even want to speak what can i do for our relationship?

i'm trying to find what my problem is. really, what is wrong with me? why do i feel something is missing while you are thinking everything's perfect.

you can't say "i love you" and give nothing in return. love is sacrifice, love is about caring for each other.
and i don't know how i can show you more that i care about you..

20 Ağustos 2010

zavallı ben.
7 gündür tam böğrümde iki tane taşla uyanıyorum. yok yok, taş değil KAYA
çok yoruldum, çok sıkıldım, geçsin artık :(

14 Ağustos 2010

nekahatteyim, dönücem..

8 Ağustos 2010

abaddon

i screwed up my blog, see?
and i won't fix it.


my bed is my coffin.
dying is easy and smooth, when you're dying slowly in your bed..

5 Ağustos 2010

delirium

karmaşık biriyle berabersen kendisinin bile farkında olmadığı o duygusal kaosun içinde çırpınıp soluksuz kalıyosun.
karşına hiç de karmaşık olmayan biri çıktığındaysa yavaş yavaş sıkılmaya başladığını hissedip ortada elle tutulur bi problem olmamasına rağmen kara kara ilişkinin akıbetini düşünmeye başlıyosun.

ilk durumun nereye vardığını gördüm.
ikincisininkini ise görmemeyi diliyorum.

her şey ne kadar güzel başlar, ne kadar saçma biter değil mi?
şimdi, kelebeklerin uçuştuğu bi vadide şelaleler şırıldarken louis armstrong'un what a wonderful world'ü söylediğini düşün. sonra "and I speak to myself" derken plak bozulduğunda çıkan o sesle birlikte şarkı birden kesilsin ve bi şamar sesiyle sinirli bi capon "GET A LIFE!" desin.

28 Temmuz 2010

Suspicions among thoughts are like bats among birds, they ever fly by twilight.

kötü şeyleri suya anlat.

kaş bu sene çok güzelmiş ama beni burda istiyolar

-bu yazının başlıkla hiçbir ilgisi yoktur-

ben kaşındım.

arkadaşlarımın hiçbiri(aslında daha çok erkek olanlar) sorduklarında söylemek istemediğim bi şeyi söylemem için ısrar etmez, üstelemez, soru sormaz.
ama ben aslında söylemek istiyor ama söylemekten korkuyosam, bi yolunu bulur söylerim.
yine söyledim. korktuğum da oldu işte.

şimdiii kendimin cevaplamasını istediğim bazı sorular var.
kendim sana soruyorum, bunları kendin olmadan cevaplayabilir misin?
1- sevgilinin kültür seviyesini yetersiz buluyor ama buna aldırmamaya mı çalışıyorsun ve buna aldırmamaya daha ne kadar devam edebileceksin?
2- kendisi haricindeki konulara olan bu ilgisizliği sence zamanla geçer mi?
3- peki ya her zaman bu kadar güçlü ve umursamaz hissetmezsen ne olacak ki depresifleşmeye başladığından beri onu daha az çekebilir hale geldin.
4- onu neden fiziksel olarak çekici bulmuyosun ve buna neden aldırmıyosun?
5- özlerim diye giderken bıraktırttığın parfümünün kokusu seni neden rahatsız ediyo, her şeyden önemlisi de neden özlemiyosun?
6- o gelince bu soruları ona da soracak mısın?

aaa uğurlu rakamım 6, ne güzel 6 tane olmuş sorum.
a: do you like love handles?
e: why did you ask me this?
a: i'm watching sex and the city, i'm learning new things everyday..
e: ...
a: oh no, i thought they are the tiny flesh around womens waist but men's are called love handles too.
i suppose you thought it was yours i'm talking about. i was asking mine.
well, forget about it..(e üzerine alınırsın tabi, yediklerine azcık dikkat et sen de o zaman)
e: ...

bu aşk tutamacı denen şeyi ilk b'dan öğrenmiştim.

26 Temmuz 2010

tüm bunlar PMS yüzünden. biliyorum ben..
ben buraya taa içimdeki kimselere söylemediğim her bi boku yazıyorum ya
e nasıl okutiym ki insanlara o zaman?

sen! bu yazıyı okuyan yabancı.
sen okuyabilirsin, sorun yok..
benim midem dişlerimi fırçalarken hiç bulanmaz.
lunaparktaki kreyzi denste de
biri üzerime kussa da bulanmaz
yolun ortasında bağırsakları fışkırmış bi kedi görsem de
yani hiç bulanmaz

taşikardi

selam sahte kimliğim
hiç bi yerlere yazamayıp yine buraya geldiğim nadir zamanlardan biri ki anlayacağından değil, başka birine anlatamayacağımdan yada çok yorgunum, hadi sus artık.
balık sevmiyorum ben, sadece önüme öyle gözüyle kulağıyla koydukları için değil aynı zamanda kemikleri de olduğundan ve sen onlara dokunmadan etini yiyemezsin. yemesen nolur, daha fazla yaşayacağından değil ya zaten ölmüş tabi yiyceksin.
güldüm ben, evet bazen kendi kendime gülüp kahkahamı dinliyorum ve diyorum ki acaba benim kahkaham niye böyle. ha ha. bak yine güldüm. sen şimdi burdan bişe anladın mı? ben anlamadım ,anlamak istediğimden değil ya yazıyorum işte öyle.
insan düşünebilen ve kendi kendine gülebilen bi varlık.
ama kendi kendini çok da mutsuz ediyo. hep okudun ya temel içgüdüler kendini korumaya yönelik diye(gerçi artık okumuyosun uzun zamandır sadece izliyosun ya)(annen bile farketti ya) peki seninkisi neden hep mutsuz olmak istiyor. bünyen azıcık kuvvetten düşsün içindeki böcekler pıtır pıtır yürüyüp sarmıyo mu etrafını (mide bulantısı)
yeter hadi bakalım sus, biraz kandil simiti ye. dizi izlemeye devam et sen en iyisi, böylece zombi olarak kalabilirsin.
çok iyi olur çok da güzel olur. 

29 Haziran 2010

açtım yazıyorum. yazmamıştım çoktandır. içimi dökmemiştim çünkü düşünmedim hiç, yaşayıp gidiyordu ben de karışmadım.
hayat enerjisi denen şey senin elinde, istersen aç düğmeni istersen kapa ve öl. düşünerek öldür kendini ama biliyorsun ki bu en kolay olanı.
ötekisi de baya zor, onu da biliyosun. büyüme sancılarını çektin bitti sanmıştın seneler önce halbuki o sancılar kendi ayaklarının üzerinde durmaya başladın mı arttı asıl. gözlerinin altına çöken bi umutsuzluk ve bıkkınlık var, aslında gözlerin çökmese de, yaşlı hissettiren..
çalışmak, plan yapmak, hayatını düzene sokmak. bunlar artık tamamen senin elinde. öğretmenlerin yok artık, ödevlerin de. hayat ödev vermiyor. hayat acımasız. seni sözlüye çektiğinde hazırlıklı değilsen eğer basıyor sıfırı.
bi gün varsın bi gün yoksunu çok iyi farkettiriyor sana, kimi zaman etrafındakilere kimi zaman da sana zarar vererek. dün gördün hastanedeki güzelim arkadaşını. kan yoktu ki veresin.
bir süredir yorgun uyanıyorum hep, ellerimin dermanı yok bacaklarım hissiz, sırtım ağrılı. öyle bir uyuşukluk var ki yataktan bile çıkamıyorum, gözlerim açık tavana bakıyorum. birkaç formülüm var ama bu döngüyü kırmak için. geceden yatağın kenarına bırakılmış laptopı açıp maillere bakmak, bir de cımbızımla aynamı çıkarıp kaş yolmak.
ancak böyle uyanabiliyorum. yani beynimi uyuşturduğum zaman.
acaba kendi evime taşınsam da bu kadar aciz olur muyum? hep ailemle yaşamanın getirdiği bişe olduğunu hissediyorum bu ataletin. güney afrika'da böyle miydim?
evim olsun arabam olsun, artık düzenli sahnelerim olsun. evet normal insanlarınkinden farklı da olsa bi düzenim olsun. az uyuyim az rüya göriym daha az konuşup daha çok çalışiym.
olsun bunlar artık
lütfen
kafamın içini şu örümcek ağlarından bir kurtarabilsem...