1 Şubat 2010

ormanda gezerken başıboş, aç, bilaç bir at bulmuş ve akabinde hemen terkisine atlayarak sahibini aramaya başlamıştım.
tırısta giderken birden yaklaşık bi kilometrelik bi deliğe düştüm ve fakat burnum bile kanamadı.
aslında yerdeki delik o kadar küçüktü ki nası düştüğümüzü de anlayamadım.
neyse baktım at sağlam, ben de iyiyim ama bi de ne göriym etrafım kömür dolu.
eyvaaaah dedim burası bi fabrikanın kömür deposu bizi yakacaklaaaar!
hemen panikle etrafımı kolaçan ettim ve bi yangın zili buldum(ahah) zil basınca kulakları sağır edercesine çalmaya başladı.
veee kurtarıcım deliğe çıkan merdivenlerin başında (evet merdiven varmış, niye çıkmayı denemediysem) doktor önlüğüyle ve yüzünde zalim bi ifadeyle belirdi.
kimdi o kurtarıcı? kimdi o yüce adam??
tabi ki Sami Hazinses  
  

bi sonraki gubidik rüyamda ise küçük bi liman kasabasında yaşayan kızılderelileri VİLLAlarından çıkarmaya çalışıyoduk. devlet evlerimizi elimizden almış biz de çareyi kızılderelilerin evlerini istila etmekte bulmuştuk. 
kızıldereli reisi bize hınzır bi gülümsemeyle "ı ıh" dedi (asdfggsfghfhs)
sonra ben kalbim kırık ağlayarak deniz kıyısına doğru koşmaya başladım ve kapı çaldı.
kargom gelmiş.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder